T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, dünya sinemasından dikkat çekici yapımları İstanbul seyircisiyle buluşturmayı sürdürüyor.
“Sanding Dreams” ilk kez izleyiciyle buluştu
Atlas Sineması’nda gerçekleştirilen gösterimin ardından yönetmen Anton Mamykin ve başrol oyuncusu Darya Ekamasova, seyircilerle bir araya geldi. Uzaya gitme hayali kuran genç bir bilim öğrencisinin, ailesi uğruna bu hayalinden vazgeçmesini anlatan film, uzun süre alkışlandı.
Mamykin, hikayenin çıkış noktasını “Düşen roketler yüzünden zarar gören bir köyü anlatan bir belgeselden etkilenmiştim. Masalsı görünse de tamamen gerçek bir durumdu.” sözleriyle anlattı. Filmdeki çekim koşullarının zorluklarına da değinen yönetmen, “Kumla çalışmak çok zordu; çünkü öngörülemez ve kontrol edilemez. Ama asıl zorluk Çin’de çekim yapmaktı, kaynak sıkıntısı ve prodüksiyon engelleriyle karşılaştık.” dedi. Başrol oyuncusu Ekamasova ise “Anton beş yıl önce senaryoyu gönderdiğinde hikâyeye hemen inandım. Bu filmin her detayı, onun sanatçı ruhunu yansıtıyor.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası yarışma filmlerinde kişisel hikâyeler öne çıktı
Günün bir diğer gösterimi, Rotterdam Film Festivali Jüri Özel Ödülü sahibi “In My Parents’ House” filmiydi. Gösterim sonrası konuşan yapımcı Leopold Pape, yönetmen Tim Ellrich’in filmi kendi ailesinin hikâyesinden yola çıkarak yazdığını belirterek, “Bu çok kişisel bir hikâyeydi; benim görevim Tim’i belli bir mesafede tutmaktı. Yönetmen filmi siyah-beyazda tamamlamak istedi, ticari açıdan riskli olsa da onun vizyonuna saygı duyduk.” dedi.
Festivalin dikkat çeken bir diğer yapımı ise Altın Palmiye adayı “Renoir” oldu. Yönetmen Chie Hayakawa’nın filmi, ölümcül bir hastalıkla yüzleşen 11 yaşındaki bir çocuğun direnişini anlatıyor. Gösterim sonrası yapımcı Jason Edward, “Birini kaybettiğimizde aslında onunla geçiremediğimiz zaman için üzülüyoruz. Bu film o duygunun izini sürüyor.” sözleriyle filmin özünü anlattı.
“Tavşan İmparatorluğu” seyirciyle buluştu
Bu yıl Altın Portakal Film Festivali’nden yedi ödülle dönen Seyfettin Tokmak imzalı “Tavşan İmparatorluğu”, Boğaziçi Film Festivali’nde yoğun ilgiyle izlendi. Tokmak, filmin çıkış noktasını anlatırken “Göçmen ve dezavantajlı çocuklarla uzun yıllar çalıştım. O çocukların içindeki ateşten yola çıktım.” dedi.
Filmin evrensel bir dille çekildiğini vurgulayan yönetmen, “Organize kötülük dünyanın her yerinde var. Filmin bir ülkeye, bir coğrafyaya ait olmasını istemedim.” ifadelerini kullandı. Başrol oyuncusu Alpay Kaya, rolün kendisi için bir dönüm noktası olduğunu söyledi: “Kars’tan gelip bu filmde yer almak benim için hâlâ inanılmaz.”
Tokmak, filmde hiç kadın karakter bulunmamasına dair soruya ise “Kadınları çekip aldığınızda geriye yabanî bir dünya kalıyor.” yanıtını verdi. Oyuncu Sermet Yeşil de bu görüşü destekleyerek, “Kadın yokluğunda ailenin nasıl acımasızlaşabileceğini gösteriyor film.” dedi.
Göç, yalnızlık ve direniş hikâyeleri
Ulusal yarışma filmlerinden “Kesilmiş Bir Ağaç Gibi” de seyirciyle buluştu. Yönetmen Tunç Davut, filmin ilhamını bir gazete haberinden aldığını söyleyerek, “Suriyeli bir göçmenin kendini lağım çukuruna bırakışını anlatan bir haberi okudum. O sessiz çığlığın nedenini anlamak istedim.” dedi.
Yapımcı Sinem Altındağ, göçmen kadının kaderinin belirsiz bırakılmasını bilinçli bir tercih olarak açıkladı: “Kadının kayboluşundan sonra biz ne yapıyoruz, asıl bunu sorgulamak istedik.”
Aynı seansta oyuncu Muttalip Müjdeci, “Belki ilk defa bu kadar düzgün bir adamı oynadım.” sözleriyle filmdeki rolüne dair duygularını paylaştı.
Nilgün Marmara belgeseli duygulandırdı
Ulusal Belgesel Yarışması’nda gösterilen “Nilgün”, şair-yazar Nilgün Marmara’nın yaşamına odaklandı. Yönetmen Tolga Oskar, “Nilgün Marmara’yı anlamaya çalıştım; dünyayla kurduğu meselesi, uyumsuzluğu ve derin yalnızlığı beni etkiledi.” dedi. Görüntü yönetmeni Atakan Demirbozan ise, “Marmara’nın ‘Defterler’ kitabındaki yalnızlığı ekrana taşımaya çalıştık.” diye konuştu.
Kısa filmlerden güçlü mesajlar
Kısa film seçkisinde “Attitude” (Tavır) öne çıktı. Yönetmen Şehrazat Rezai, filmin kadınların bedensel özgürlük mücadelesine odaklandığını belirtti: “Bu film, kendi ‘tavrımı’ gösterebilme fırsatıydı.” Ortak yapımcı Amir Cheraghi ise, “Eşitlik ve kadın hakları adına değerli bir film yaptığımıza inanıyorum.” dedi.
Aynı bölümde yer alan “Don’t You Dare”, “Comunque Bene”, “Pet-Extermination” ve “Thread” gibi yapımlar da kimlik, çevre, savaş ve özgürlük temalarını işleyen güçlü hikâyeleriyle öne çıktı.
Festival devam ediyor
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle düzenlenen 13. Boğaziçi Film Festivali; Turkcell ve Türk Hava Yolları ana sponsorluğunda, TRT kurumsal iş ortaklığıyla sürüyor. Festivalle ilgili detaylı bilgiye www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ve festivalin sosyal medya hesaplarından ulaşılabiliyor.
















