Röportajda iş dünyasından siyasete, annelikten toplumsal kalkınmaya uzanan deneyimlerini anlatan Atik, “kadın eli değen yönetim” anlayışını yalnızca şefkatle değil, akıl ve vicdan arasında kurulan dengeyle tanımlıyor. Sezgisel zekâ ile stratejik bakış açısının birlikte kullanılmasının sürdürülebilir başarıyı beraberinde getirdiğini ifade eden Atik, kadınların çok katmanlı düşünme becerisinin ve insan odaklı liderlik yaklaşımının iş dünyasında önemli bir avantaj sağladığını vurguluyor.
Kariyer yolculuğunda karşılaştığı zorluklara da değinen Atik, değerlerinden ödün vermeden ilerlemenin önemine dikkat çekiyor. Genç kadınlara seslenen Atik, vazgeçmenin bir tercih olduğunu, direnmenin ise karakter meselesi olduğunu belirterek kapalı kapılar karşısında yılmak yerine yeni kapılar açmanın gerekliliğini dile getiriyor.
Türkiye’de kadınların iş hayatındaki konumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Atik, kadınların yalnızca iş gücüne katılımının değil, karar mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmesinin de kritik olduğunu söylüyor. Ona göre sürdürülebilir kalkınma, kadınların birbirini rakip olarak görmek yerine dayanışma içinde hareket ettiği bir ekosistemle mümkün.
Annelik rolünü hayatındaki en önemli kimlik olarak tanımlayan Atik, çocuklarına aktarmak istediği en temel değerin onurlu ve vicdanlı bir duruş olduğunu ifade ediyor. Başarıdan önce karakterin, güçten önce hakkaniyetin geldiğini vurgulayan Atik, dünyayı değiştirmenin iyi insanlar yetiştirmekle başladığını belirtiyor.
“Kariyer mi, çocuk mu?” ikilemini reddeden Atik, modern kadının hem kariyer hem de aile hayatını dengeli şekilde sürdürebileceğini söylüyor. Çalışan kadınlara yönelik sosyal ve ekonomik desteklerin artmasının, aile yapısını ve toplumsal refahı güçlendireceğine de dikkat çekiyor.
Türkiye genelinde yürüttüğü saha çalışmalarından da örnekler paylaşan Atik, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki kadınların potansiyelinden etkilendiğini belirterek bölgedeki kadınları “sessiz ama sarsılmaz” sözleriyle tanımlıyor. Kadına yapılan yatırımın aslında toplumun geleceğine yapılan yatırım olduğunu vurguluyor.
Siyasete ilişkin görüşlerini de paylaşan Atik, demokrasinin merkezinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu hatırlatarak kadınların siyasette daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Kadınların karar alma süreçlerinde daha fazla yer almasının Türkiye’nin demokratik gelişimi açısından büyük önem taşıdığını dile getiriyor.
8 Mart mesajını da paylaşan Atik, en büyük hayalini “Hiçbir kız çocuğunun hayal kurarken izin almak zorunda kalmadığı bir Türkiye” sözleriyle özetliyor. Cumhuriyetin eşit yurttaşları olarak özgür, güçlü ve eğitimli kız çocuklarının yetiştiği bir geleceğin önemine dikkat çeken Atik’in kapsamlı röportajı, MAG dergisinin mart sayısında okurlarla buluşuyor.






















