Gülşen Pehlivan, sahne kostümlerine bakışın kökten değiştiğini vurguluyor. Ona göre artık bir sanatçının üzerinde duran kıyafet, yalnızca stil tercihi değil, sahnedeki kimliğinin en güçlü anlatım aracı. 2026’da sahne kostümleri, ışık tasarımıyla birlikte yaşayan, performansın ritmine tepki veren yapılar haline geliyor. Yansıtıcı yüzeyler, ışığa göre ton değiştiren kumaşlar ve teknolojik dokular sayesinde kostüm, adeta sahnenin bir parçası gibi davranıyor. Pehlivan, “Uzaktan izlenen bir sahnede detay kaybolur ama karakter asla kaybolmaz. Bu yüzden silüetler daha net, formlar daha heykelsi ve cesur” diyerek yeni dönemin görsel dilini özetliyor. Dönüşen, katman katman açılan tasarımlar ise performans boyunca seyirciye sürpriz etkisi sunuyor.
Tek tip görünüm anlayışının yerini daha sofistike bir birlik duygusu alıyorDans gruplarında ise tek tip görünüm anlayışının yerini daha sofistike bir birlik duygusu alıyor. Pehlivan, dans kostümlerini “hareketin görünür hâli” olarak tanımlıyor. Koreografi nasıl akıyorsa, kostüm de o akışa eşlik etmeli. 2026’da dans ekiplerinde aynı renk ailesine ait ama dansçının bedenine ve rolüne göre farklılaşan tasarımlar öne çıkıyor. Sahne ışığında hareketi büyüten akışkan katmanlar, dönüşlerde form değiştiren paneller ve ritmi vurgulayan detaylar, kostümü koreografinin sessiz ortağı hâline getiriyor. Bunun yanında teknolojik kumaşlar sayesinde konfor, estetiğin gerisinde kalmıyor; tasarım hem güçlü görünüyor hem de sahne temposuna dayanabiliyor.
Gelin modasında romantizmin tek başına yeterli olmadığı yeni bir dönem başlıyorGelin modasında ise romantizmin tek başına yeterli olmadığı yeni bir dönem başlıyor. Gülşen Pehlivan’a göre 2026 gelini, masalsı olduğu kadar güçlü bir duruşa sahip. Şeffaf katmanların yarattığı zarif etki, alttaki yapılandırılmış korselerle dengeleniyor. Bu birliktelik, hem kırılgan hem kararlı bir silüet yaratıyor. Işıltı ise artık klasik anlayıştan uzak; daha modern, daha sofistike. Yumuşak metal yansımalar, mikro kristal dokunuşlar ve ışığı sert değil, akıllıca yakalayan yüzeyler öne çıkıyor. Pehlivan, gelinliklerde dönüşebilir tasarımların da vazgeçilmez olacağını belirtiyor: “Nikâhta bir masal, dansta özgürlük… Gelinlik gün boyunca gelinle birlikte evrilecek.”
Beyazın bile daha sıcak, daha yaşanmış tonlara evrilmesi, 2026’nın duygusal ama iddialı ruhunu yansıtıyor
Renk dünyasında da belirgin bir değişim söz konusu. Pastel romantizm yerini daha karakterli tonlara bırakıyor. Füme alt tonlu lavantalar, petrol mavileri, tozlu mürdümler ve soğuk altın yansımalar, hem sahnede güçlü bir etki yaratıyor hem de fotoğraf karelerinde derinlik sağlıyor. Beyazın bile daha sıcak, daha yaşanmış tonlara evrilmesi, 2026’nın duygusal ama iddialı ruhunu yansıtıyor.Lüks artık yalnızca gösterişli olmak değil, uzun ömürlü ve bilinçli tasarlamak demekPehlivan’ın özellikle altını çizdiği bir diğer konu ise sürdürülebilirlik. Ona göre lüks artık yalnızca gösterişli olmak değil, uzun ömürlü ve bilinçli tasarlamak demek. Yeniden dönüştürülebilen kumaşlar, farklı sahnelerde yeniden yorumlanabilen kostümler ve zamansız tasarım anlayışı, yeni dönemin etik şıklığını tanımlıyor.
Gülşen Pehlivan sözlerini şöyle tamamlıyor: “2026’da tasarımın amacı dikkat çekmek değil, hafızada kalmak. Sahne sanatçısı, dansçı ya da gelin… Hepsi kendi hikâyesinin başrolünde. Kostüm ise o hikayenin en güçlü cümlesi.”















