Göğsünün Tam Ortasında, gündelik hayatın içinden süzülen karakterleri ve duyguları odağına alıyor. Bir fotoğrafla tüm hayatı değişen Ozan, kendini değersiz hissederken hayata farklı bir yerden tutunan Cemil, aşkı için değişmeye karar veren Nimet gibi karakterler; okuru hem tanıdık hem de derin bir yolculuğa davet ediyor. Çiğdemoğlu, bu öykülerde insanın kalbine dokunan kırılma anlarını sade ama etkileyici bir dille aktarıyor.
Kitap, kimi zaman gülümseten kimi zaman hüzünlendiren hikâyeleriyle okurun kendi hayatından izler bulabileceği bir atmosfer sunuyor. Aşkın yalnızca iki kişi arasında yaşanan bir duygu olmadığını; toplumsal koşullar, zaman ve çevreyle iç içe geçen çok katmanlı bir deneyim olduğunu gözler önüne seriyor.
Arka kapak metninde yer alan “Aşk, tanrı gibidir; varlığını hissedene dek onu yok sanırsın” cümlesi, kitabın duygusal tonunu özetler nitelikte. Öyküler, insan ruhunun “göğsünün tam ortasında” duran o tanımsız hisse selam gönderirken, anlaşılma ve anlam arayışını da merkezine alıyor.
Hande Çiğdemoğlu, Göğsünün Tam Ortasında ile ilk kitabında okurla kurduğu samimi bağı daha da derinleştiriyor. Yazar, bu yeni eserinde yalnızca aşkı değil; insan ruhunun sınırlarını, zamanı ve koşulları sorgulayan bir anlatıyla okuru yeni bir edebiyat yolculuğuna davet ediyor.

















