Pera Müzesi Öğrenme Programları, doğanın dört elementiyle şekillenen ilham verici bir sanat yolculuğuna davet ediyor. “Toprak, Ateş, Su ve Havayla Yazılmış Bir Dize: Okul ve Kurumlara Rezervasyonlu Atölyeler” başlıklı program, İsveçli sanatçı Åsa Jungnelius’un aynı isimli sergisi kapsamında düzenleniyor. 18 Ocak 2026 tarihine kadar sürecek etkinlik dizisi, okul grupları ve özel gereksinimli bireyleri hem çevrimiçi hem de yüz yüze atölyelerle sanatla buluşturuyor.
Doğadan ilham alan kapsayıcı öğrenme ortamı
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin hayata geçirdiği program, Jungnelius’un doğa, madde ve insan ilişkisini merkezine alan sanatsal yaklaşımından yola çıkıyor. Katılımcılar, rehberli sergi turları ve yaratıcı uygulamalar aracılığıyla toprak, ateş, su ve hava gibi temel elementlerin sanatsal temsillerini deneyimleme fırsatı buluyor.
Program, okul gruplarına özel olarak yaş düzeylerine uygun içeriklerle hazırlanırken; özel gereksinimli bireyler için geliştirilen “Pera Engelsiz” atölyeleri, duyusal öğrenmeyi teşvik eden yöntemlerle erişilebilir bir sanat deneyimi sunuyor.
Malzemeyle temas eden yaratıcı süreçler
Atölye çalışmaları, katılımcıların doğadan ilhamla malzeme ve biçim arasında bağ kurmalarını hedefliyor.
“Sabundan Heykeller” atölyesinde katılımcılar, Jungnelius’un mermer, cam ve taş gibi malzemelerle ürettiği heykellerden ilham alarak beyaz sabunlarla kendi heykellerini tasarlıyor.
“Renklerin Camda Dansı” başlıklı etkinlikte ise sanatçının cam ve ışıkla kurduğu ilişki inceleniyor; katılımcılar cam objeler ve tempera boyalarla sıradan nesneleri sanata dönüştürüyor.
Rehberli sergi turları çevrimiçi ve yüz yüze
Program, atölyelerin yanı sıra “Åsa Jungnelius Sergi Turu” ve “Åsa Jungnelius Çevrimiçi Sergi Turu” başlıklarıyla lise gruplarına yönelik rehberli turlar da sunuyor. Bu turlarda öğrenciler, sanatçının doğanın dört elementiyle kurduğu simgesel bağı keşfederken, camın kırılganlığı ve taşın direnci arasındaki dengeyi yorumluyor.
Katılımcılar, sergi boyunca malzemenin belleği, emeğin görünürlüğü ve doğanın dayanıklılığı üzerine düşünme fırsatı buluyor. Böylece, sanatın dönüştürücü gücünü doğa ve insan arasındaki ilişki üzerinden deneyimliyorlar.















