Sanatçıların kendi disiplinlerinde üretim yapabildiği ve eserlerini izleyiciyle buluşturabildiği bir paylaşım alanı olarak kurulan OXYDE Sanat Evi, bu buluşmayla fotoğraf sanatına odaklanan önemli bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. Mekânın kurucuları arasında yer alan fotoğraf sanatçısı Hümeyra Pekkaya, ressam Özgür Saçan ve ressam Ayşegül Duman, etkinlikte sanatçılar arası etkileşimin önemine dikkat çekti.
Ayasofya’dan Karanlık Odaya Uzanan Bir Sanat Serüveni
1985 yılından bu yana fotoğrafla ilgilenen Tahsin Aydoğmuş, 1979–2003 yılları arasında görev yaptığı Ayasofya Müzesi’nde edindiği gözlemleri, mekânın ışığını ve tarihsel katmanlarını çalışmalarına nasıl yansıttığını katılımcılarla paylaştı. Londra, İstanbul, Ankara ve Frankfurt gibi farklı şehirlerde aldığı ödüllerle uluslararası alanda da tanınan Aydoğmuş, dijital çağda analog fotoğrafla kurduğu bağı ve karanlık oda tekniklerine olan bağlılığını anlattı.
Söyleşide; sanatçının kullandığı özel karanlık oda uygulamalarının fotoğrafların duygusal ve plastik etkisine katkısı, uzun soluklu projelerin anlatı derinliği ve belgesel fotoğraf ile estetik kaygı arasındaki denge gibi konular öne çıktı. Katılımcılar, Aydoğmuş’un üretim sürecine dair teknik ve düşünsel yaklaşımını doğrudan dinleme fırsatı buldu.
OXYDE Sanat Evi’nde Üretim ve Paylaşım Odağı
Genç fotoğrafçılar Hümeyra Pekkaya ve Deniz Sarı’nın öncülüğünde, Prof. Dr. Halis Ozan Bilgiseren’in katkılarıyla hayata geçirilen etkinlik, OXYDE Sanat Evi’nin “birlikte üretme ve paylaşma” vizyonunu bir kez daha görünür kıldı. Aydoğmuş’un Fotoğraflarla Ayasofya, Bu Şehr-i İstanbul ve Devinimin Görsel Dili gibi projelerinden yola çıkarak aktardığı deneyimler, özellikle genç fotoğrafçılar için ilham verici bir buluşmaya dönüştü.
Galata Tatar Beyi Sokak’ta konumlanan OXYDE Sanat Evi, önümüzdeki dönemde de söyleşiler, sergiler ve farklı disiplinlerden etkinliklerle usta isimleri sanatseverlerle buluşturmaya devam edecek.

















