Fuar İzmir’de, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB iş birliğiyle düzenlenen etkinlik kapsamında gerçekleştirilen oturumlar, sektör profesyonellerine yol gösterici bir perspektif sundu.
“Türk turizmi için çözüm kültür odaklı modellerde”
TTI Stage’de düzenlenen “Dünya Turizmi Nereye Gidiyor?” başlıklı oturumda küresel turizm eğilimleri ve Türkiye'nin rekabet gücü masaya yatırıldı.
ETİK Başkanı ve TÜROFED Başkan Yardımcısı Mehmet İşler moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; TÜROFED eski Başkanı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Danışmanı Osman Ayık, TÜRSAB Hukuk Başdanışmanı İlker Ünsever ve Fest Travel Kurucusu Faruk Pekin görüşlerini paylaştı.
Osman Ayık, Türkiye’nin turizm potansiyelinin doğru konumlanması gerektiğini belirterek, ülkenin henüz görünür olmayan niş değerlerinin sektör için önemli bir fırsat sunduğunu söyledi:
“Dünya hızla değişiyor; turizm de bu değişimin merkezinde. Türkiye’nin mevcut ürünlerini yeniden envantere alarak sektörün vizyonunu güncellemesi gerekiyor.”
İlker Ünsever ise turizmin temelinde insan ilişkileri olduğunu vurgulayarak dijitalleşmenin turizmi ikame edemeyeceğini söyledi. Ünsever, sektörün teknolojiden yararlanırken mutlaka insan odaklı bir yapıyı koruması gerektiğini belirtti.
Kültür turizmi alanında 40 yıllık deneyimiyle dikkat çeken Faruk Pekin, Türkiye’nin sürdürülebilir turizmdeki en güçlü avantajının kültürel miras olduğunu vurguladı:
“Göbeklitepe, Karahantepe, Çatalhöyük gibi benzersiz değerler dünya için büyük bir çekim alanı. Türkiye, 10 milyon nitelikli turistten 80 milyar dolar gelir elde edebilecek bir potansiyele sahip.”
İzmir Bağ Yolu, Avrupa kültür rotalarına açılıyor
Fuarın öne çıkan oturumlarından biri de “İTER VITIS – İzmir Bağ Yolunun Dünyaya Yolculuğu” başlıklı panel oldu. İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası kültür rotalarındaki yeri masaya yatırıldı.
Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği'nden Yalçın Güçer moderatörlüğündeki oturuma; Iter Vitis Avrupa Konseyi Kültür Rotası Başkanı Emanuela Panke, LA Organik Bağcılık Fabrika Direktörü Ali Boz ve Urlice Şarapçılık Kurucusu Bilge Bengisu Öğünlü katıldı.
Konuşmacılar, İzmir Bağ Yolu’nun Avrupa Konseyi tarafından tescil edilen Iter Vitis Kültür Rotası ağına dahil edilmesinin bölgeyi uluslararası turizm haritasında öne taşıdığını vurguladı.
Panelde; bağcılık geleneğinin tarihsel gücü, şarap turizminin gelişim potansiyeli ve kırsal kalkınmaya sağlanan katkılar değerlendirildi.
Ege’nin üç bağ rotası: Çal, Urla ve Lidya
Günün bir diğer önemli oturumu ise “Bağ Turizmine Ege İmzası: Çal Bağ Yolu, Urla Bağ Yolu ve Lidya Antik Bağ Rotası” başlığıyla gerçekleşti.
Onur Türkay’ın moderatörlüğündeki panelde; Prof. Dr. Hürriyet Yılmaz, Ceylan Ertörer Diaz Leon ve Ercan Boztepe, Ege’nin bağ turizmi potansiyelini çok yönlü ele aldı.
Urla: Yaşam rotası
Ertörer Diaz Leon, Urla Bağ Yolu’nun sadece bir bağ rotası değil, bağ evlerinden gastronomiye, köy yaşamından sanata uzanan bir “yaşam rotası” sunduğunu ifade etti.
Çal: Güçlü üretim merkezi
Prof. Dr. Hürriyet Yılmaz, Çal Bağ Yolu’nun Türkiye’nin en güçlü üzüm üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, bağcılık geleneğinin turizmle daha entegre edilmesinin önemine vurgu yaptı.
Lidya: Binlerce yıllık miras
Ercan Boztepe, Lidya Antik Bağ Rotası’nın tarihsel sürekliliğiyle öne çıktığını belirterek, bölgenin ziyaretçilere eşsiz bir kültürel deneyim sunduğunu söyledi.
Uzmanlar, Ege’nin yalnızca deniz-kum-güneş turizmiyle değil, bu üç güçlü bağ rotasıyla gastronomi, kültür ve kırsal dokuyu bir araya getiren sürdürülebilir turizm modeliyle Türkiye’ye örnek olabileceğini vurguladı.















