Cazibe Hanım, öncelikle sizi biraz daha yakından tanıyalım. Turizm sektörüne adım atma hikâyeniz nasıl başladı?
1989 Çanakkale doğumluyum. Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nde lisans eğitimimi tamamladıktan sonra, Doğuş Grubu ve Atatürk Havalimanı TAV Holding bünyesinde çalışma hayatıma devam ettim. 2018 yılında evlilik nedeni ile yıllar sonra tekrar Ören’e döndüm. Şu anda Balıkesir Üniversitesi’nde Konaklama İşletmeciliği bölümünde yüksek lisansımı tamamlıyorum. Bununla birlikte GIA Digital & Hotel Sales Hub adlı; otellere kurumsal kimlik ve satış departmanı kurulumu sunan bir start-up girişimini hayata geçirdim. İş ve eğitim hayatım boyunca hep girişken ve fırsatları gören bir yapıya sahiptim. Bu sebeple kendimi gerçekleştirdiğim alan olarak gördüğüm turizm; operasyonel ve yönetim süreçlerinde içinde bulunmaktan keyif aldığım bir yol olmuştur.
Turizm ile tanışmam; lisans dönemimle beraber Alaçatı La Capria Suit Otel’de turizmin duayenleriyle bir arada staj yaptığım süreçte başladı. Ve turizmin sadece konaklama değil; deneyim, gastronomi, sanat, hizmet kalitesi, destinasyona özel doku, kültür gibi unsurların uyum halinde sunulmasını deneyimledim. Bu saye de turizm yolculuğum büyük bir ilhamla ve vizyon çerçevesinde halen devam etmekte.

Kuzey Ege Bölgesi’ne olan ilginiz ve bu bölgeye yönelmenizin özel bir nedeni var mı?
Kuzey Ege ile tanışmam, eğitim hayatımın bölgede başlamış olması ve ilk geldiğim yıl olan 2009 yılından bu güne hak ettiği potansiyeli gerçekleştiremediğini gözlemlemem oldu. Tanrı’ların Truva Savaşı’nı izlediği yer olan Kaz Dağları, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan antik kent ve limanları, tarihi dokusu bozulmamış Rum Köyleri; gastronomik zenginliği, havasında kekik, endemik bitki aroması olan oksijen deposu klimatik iklimi, mavi bayraklı plajları - koyları ve daha birçok özelliği sayesinde destinasyon olarak kıymetli bir bölge. Sanırım Kaz Dağları’nın büyüsüne kapılmamak elde değil…
Otelcilik alanında kurumsal kimlik ve satış departmanları kurma fikri nasıl doğdu
Düşüncelerimin şekillenme süreci daha önce çalışmış olduğum havacılık sektörü, güney otelleri, popüler destinasyonlar ile Kuzey Ege bölgesini karşılaştırmamla başladı. Ve hep ‘eksik olan ne?’ sorusunu sorarken; bugüne dek sektörde edindiğim deneyimi bölgeye nasıl sunabilirim dediğim anda start-up’ımın ilk tohumunu atmıştım. Bölge otelleri yaz turizmine yönelik çalışmakta olup, kış döneminde operasyonel olarak küçülerek ve maliyetleri düşürerek omuz dönemi geçirmekte. Bu bağlamda otellere sabit maliyet yükü olmadan, kurumsal bir kimlik ve satış departmanı oluşturmak fikri ile başladı. Tesis; GIA ile işbirliğine imza attığında, kalifiye personel bulma, sabit personel giderleri gibi yükler olmadan bir satış departmanı kurmuş oluyor.

Kuzey Ege destinasyonu sizce Türkiye’nin diğer bölgelerinden hangi yönleriyle ayrışıyor
Günümüzde; alternatif turizm çeşitliliği oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Bazı destinasyonlar var ki sadece kış turizmi yapılabilir, bazı destinasyonlar şehir turizmine yönelik vs. Bu noktada Kuzey Ege bölgesi; havayolu, karayolu, deniz yolu ulaşımı ile hem ulusal hem uluslararası altyapıya sahip. Ulaşım kolaylığı ve yakın çevre kültürel miras rotaları (Truva, Efes Antik Kenti, Asos Antik Kenti vb.), spor, doğa ve mitolojik değerleri ile yılın tüm dönemlerinde turizm faaliyetlerine uygun bir bölge olması ile ön plana çıkmaktadır.
Bölgeye yönelik turizmde son yıllarda nasıl bir dönüşüm gözlemliyorsunuz?
Şöyle ki; yakın çevre rotaları göz önünde bulundurulduğunda son dönem de Kuzey Ege; durak noktası olarak omuz dönemde belirli bir hedef kitleye ev sahipliği yapmakta. Bunun yanı sıra deniz, kum, güneş tatili yapan hedef kitlenin, Kültür Sanat Festivalleri’ ne katılımı ile geceleme sayılarını arttırdıklarını gözlemlemekteyim. Zeytin Hasat Festivalleri yine bölgenin destinasyon olmasında önemli bir yere sahip. Ve bölgenin öne çıkan değerlerini globale taşımak üzere altyapı çalışmaları yerel paydaşlar ve akademik dayanışma ile sürdürülmektedir. Hedef kitlenin artık bir izlenim sahibi olarak ve deneyim yaşamak üzere bölge ziyareti yaptığını söyleyebilirim. Bölge de bulunan Turizm Bakanlığı Belgeli yaklaşık 286 tesisin büyük bir kısmı ise bu beklentiyi karşılamak üzere dönüşüme uyum sağlamaktadır.

Pandemi sonrası dönemde Kuzey Ege’ye olan ilginin arttığını görüyoruz. Bu artışın arkasında sizce hangi dinamikler var?
Pandemi dönemi herkesin önceliğini sağlığa çevirdiği ve alışılagelmiş dengelerin tamamen değiştiği bir süreçti. Bu sebepten oksijen deposu olarak nitelendirilen Kaz Dağları ve Madra Dağları ile termal kaynak sahasında yer alması diyebilirim. Bu dönemde büyükşehirlere yakınlık, ulaşım kolaylığı ve insanların ofis dışında çalışabilme fırsatları, doğada üretkenliğin ve verimliliğin arttığını gözlemlemeleri, hobilerine zaman ayırabilmeleri, tarım, hayvancılık, aromatik bitki yetiştiriciliği gibi sahaların bölge de yer alması yaşam kalitesini arttıran önemli tercih nedenleri olmuştur.
Otellerin kurumsal kimlik ve satış yapılanmalarını oluştururken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Öncelikle her tesisin kendine özgü dinamikleri olduğu ve bunu doğru hedef kitle ile buluşturmanın sürdürülebilirliği sağladığını düşünüyorum. Bu süreçte aslında hem tesis sahibi hem misafir bakış açısı ile bir analiz sürecim oluyor. Tesisin sunabileceği hizmetler, kapasitesi ve otel yetkilisinin talepleri hakkında çalışma yaptıktan sonra, hedef pazarı ve mevcut misafir profilini analiz ediyorum. Tesisin konumlanacağı pazarda; yapılan saha taraması sonrası; kısa, orta ve uzun vade de satış stratejileri ve fiyat planlamaları oluşturuyorum. Bu sayede sağlam bir temel oluşturularak, otelin konumlanmasını ve hedef pazarda tutunmasını sağlamış oluyoruz.

Satış stratejileri açısından destinasyon otelleriyle şehir otelleri arasında ne gibi farklar gözlemliyorsunuz?
Şehir otelleri segmentasyon, erişilebilirlik ve hız ile ilişkili diyebilirim. Bu noktada hedef kitle; sadakat programları, iş, toplantı, eğitim gibi kısa süreli seyahat motivasyonu ile kurumsal sözleşmeler, operasyonel verimlilik ve sürekli doluluk optimizasyonu hedeflenmektedir. Destinasyon otellerinde hedef kitleye sunulan öncelik deneyim ve duygusal bağlılık üzerine kurulu bir yol izliyor. Misafir destinasyonun sunduğu yaşam tarzını satın almak üzere bilinçli bir seyahat deneyimi beklentisi ile bölge ziyareti yapıyor. Bu sebeple, destinasyonun hikayesi, dijital görünürlüğü bölgeyi ziyaret edecek kitleye doğru aktarılmalı ve bağ kurması sağlanmalı destinasyondan ayrıldığında bir sonraki seyahatinde tekrar orada olmayı istemesi başarılı bir marka algısı oluşturmakta oldukça kıymetlidir.
Türkiye genelinde Kuzey Ege Bölgesi adına en öne çıkan çalışmalarınızdan biri de turizm acentelerine sunduğunuz destekler olarak öne çıkıyor. MICE Acenteleri, kültür, incoming vb segmentlerde çalışan acentelerle nasıl bir işbirliği süreçleriniz yer almakta?
GIA Digital & Hotel Sales Hub olarak, bölge otelleri ve yerel paydaşları ile oluşturduğumuz güçlü ağ sayesinde farklı segmentlerdeki ihtiyaç ve beklentileri dikkate alan bir yapı ile hizmet vermekteyiz. GIA; hizmet sektöründe bölge dinamiklerine hakim olması sebebi ile destinasyon olma konusunda bölgede çalışacak acenteler ve işbirlikleri arasında köprü görevi görmektedir. Operasyon süresince yerelde ihtiyaç duyulan tedariğin doğru fiyat-performans ile acentelere sunulması ile başlayan süreç; sahada devam etmektedir. Kısaca satışın gerçekleşmesinden satış sonrası geribildirimlerin değerlendirilmesine kadar olan operasyonel süreç boyunca acentelerimizle temas halindeyiz.

Akademik olarak da turizm alanında çalışıyorsunuz. Akademi ve saha tecrübesi bir araya geldiğinde size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Turizm alanında akademik çalışmalarımı sürdürmem, sektördeki teorik ve güncel bilgilere hakim olmamı sağlıyor. Dolayısıyla sektör deneyimiyle akademik perspektif birleşimi; kollektif ve daha bilinçli strateji geliştirmemde, analiz - karar alma süreçlerinde daha etkili bir yaklaşım kazandırıyor. Bu bağlamda, değerli hocam aynı zamanda kent gönüllüsü Prof. Dr. Sabriye ÇELİK UĞUZ’ un önemli katkıları olmuştur.
Günümüzde otel markalarının dijital kimliği çok önemli hale geldi. Sizce Kuzey Ege otelleri dijital dönüşüme ne kadar hazır?
Kesinlikle öyle, dijital kimliğimiz artık nihai tüketici ile buluştuğumuz ilk yer ve bu mecra da ne kadar varsanız izleniminiz, marka algınız ona göre şekilleniyor. Bölge otelleri ve turizm tesisleri, güney – şehir otellerine kıyasla yeni adapte oluyor diyebilirim. Fakat olumlu bakış açıları sayesinde bölgenin aradaki farkı hızla kapatacağına inanıyorum.
Sosyal medya ve online görünürlük, satış stratejilerinizde nasıl bir rol oynuyor?
İlk olarak marka algısı yaratma ile başlayan süreç geri bildirimler ile güven odaklı bir yapı oluşturuyor. Dolayısıyla satış stratejilerimizin merkezinde yer alıyor. Doğru kanal ve içeriklerle ölçülebilir satış süreçlerini, istatistiksel verilerle ise performans analizi yapmamıza katkı sağlamakta.
GIA Digital ile yürüttüğünüz dijital iletişim çalışmaları hakkında biraz bilgi verebilir misiniz
Kuzey Ege bölgesinde tesislerin sertifikalandırma, OTA, web sitesi, channel manager, tüm sosyal medya (Linkedin, X, Instagram, Tiktok vb.) kurulumu, ve online görünürlüğünde ilgili pop-up’lar kullanılarak öne çıkarma teknikleri ile ilerlediğimiz bir sistem kurulumu yapılmakta. Bu kanalların tamamı satış odaklı veriler ile işlenerek en verimli hale getirilmesi takibi ve rakip analizleri ile ilgili süreçleri kapsamakta.

Kuzey Ege’de turizmin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yeni yatırım alanları veya trendler neler olabilir?
Kuzey Ege, hem doğal hem kültürel zenginlikleri ile büyük bir turizm potansiyeline sahip. Önümüzdeki dönemlerde sürdürülebilir turizm etkinlikleri, gastronomi odaklı deneyimler ile de tercih edilebilir olmasını beklemekteyiz. Yerel üretim ve konaklama sunan tesisler, özel etkinlik alanları, sörf kampı, bitki örtüsü ve yöresel ürünlerin öne çıkması bölgeye yatırım potansiyelini arttıracaktır.
Yakın gelecekte sizi ve firmanızı hangi yeni projelerde göreceğiz?
Planlamasını henüz bititrdiğimiz; 29-30 Kasım 2025 tarihinde ‘Kuzey Ege’yi Keşfet’ temasıyla bir fam trip düzenleyeceğiz. Etkinlikte kültür, incoming ve premium segment acentelerle bir araya gelerek, bölgenin turizm potansiyelini kapsamlı bir şekilde deneyimleyeceğiz. Program kapsamında; gastronomik etkinliklerimiz, bölge tesislerinde inspection, bölgenin doğal, tarihi değerlerini, milli park ve kültürel miras alanlarını ziyaret ederek acentelerimize hem destinasyon bilgisi hem de stratejik iş birliği fırsatları sunacağız. Amacımız bölgenin potansiyelini, dokusunu bozmadan tüm yıla yayılan turizm faaliyetleri ile gerçekleştirmek.
Son olarak, turizm sektöründe yer almak isteyen genç profesyonellere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Turizm sektörü, insan odaklı bir hizmet alanı olduğu için başarıya ulaşmanın yolu gönülden çalışmaktan geçiyor. Bu alanda ilerlemek isteyen genç profesyonellere, çok yönlü düşünmeyi, her durumda çözüm odaklı olmayı ve karşılarına çıkan zorluklarda pes etmemeyi tavsiye edebilirim. Motivasyonlarını her zaman kendilerini geliştirmek, yeni deneyimler kazanmak ve yaptıkları işe kendilerinden bir parça katarak değer yaratmalarını tavsiye ederim.

















